Dijital Çığ

Bir şeyin ismini değiştirmemizin, cismini değiştirdiğimiz anlamına gelmiyor oluşunu herkes bilir. Bu bilmenin asal ekseninin, fiziki görüş kadar yüzeysel konumunu ise çoğu kimse fark etmeyebilir. Fiziki görüşü aşamayan, velev ki aşsa dahi akıl üzere görüşte tutsak kalan bu insanlık için bir şeyleri değiştirmek öyle çok da zor görünmüyor. Açıkçası şu an bu değiştirmek kısmıyla pek de ilgili olduğum söylenemez.

Üzerinde düşündüğüm şey, insanlığa bir şeylerin azabı, ızdırabı çektirildikten sonra; değişim, dönüşüm veya yenilik, reform gibi kavramlar üzerinden tekrar tekrar aynı akıbeti yaşatmak istemeleri. Bunun en yakın örneği olarak, geçen yüzyıllardan itibaren mekaniğin, sanayileşmenin fıtratı yıpratmalarına; teknolojiye, insanlığın kurban edilişlerine maruz bırakılmış insanlığın, şu an dijital dönem, dijital dönüşüm adı altında insanların şuur donukluklarına çok derin yaralar açılması gösterilebilir.

Bir merhem arayışıyla teslimiyette olan insanlık, Yüce Rabbine kulluk duruşuyla ifada bulunacağı sorumlulukları yerine, temeli Auguste Comte’un yeni bir din iddiasıyla pozitivizmin ilmihali olan modern hayat biçimine sığınıyor. 

Sonuç: dijital komünizm, dijital kapitalizm, dijital zina, dijital faiz, dijital insanlık…

1 yorum

  1. Nasıl bir olay yaşadın da bu konuyu yazma fikri doğdu içine.